konuşma havasında hayat dersi…
Hayat, dış dünya ile iç dünya arasında gidip gelen bitmek bilmeyen bir seferdir. Çoğu zaman yolları aşındırma sebebimiz sadece hayatın idamesi, yani ticari bir kaygıdır. Eğer yola çıkma isteği böyle bir kaygıdan doğuyorsa, bir vazife olmaktan öteye gidemez. Gün içerisinde…
Ne garip… Kimi, aldığı araba için bir hayır bile dağıtamazken, kimi çocuğunun ayağına bir ayakkabı alamıyor. İhtiyaçlarımız bitmiyor, kazandıklarımız ise yetmiyor. Sanki bir eksiklik hâli, insanın peşini hiç bırakmıyor. Etrafına bakıyorsun… Başka başka ihtiyaçlar, başka başka dertler görüyorsun. Ama çoğu…
Kaybettiklerimiz ve kazandıklarımız… Aslında hepsi varlığımızın bir muhasebesi. Zaman bir nehir gibi akıp giderken, insan hâlden hâle sürüklenen bir yolcu. Bu yolculukta karşılaştığımız her sima başka türlü: Kimi gerçekten orada, kalbiyle; kimi yalnızca bir gölge. Aynı meydanda sırtlanlar ve ceylanlar…
Gurbet garip kökünden gelir, gurbette olmak garip olmak demektir. Mayama aldanmayacağım; zira topraktan karılmış olsam da bu dünyada gurbetteyim hissediyorum. Kendimi ait olmam gereken yerde hissetmiyorum. Yabancı bir yerdeyim; pazar yerinde annesinin elini bırakıp kaybolmuş çocuk gibiyim. Yalnızım, şaşkınım ve…
Sevginin, hüznün ve yanılgılarımızın sonsuza dek süreceği algısı, bizi büyük bir kandırmacanın içerisine çekiyor. Zamana yenik düşen duyguların sahteliğiyle yüzleşmekten kaçıyoruz. Küskünlükleri, nefretleri bir özür cümlesiyle, aradaki buzları eritebilecekken ; yıkılası egomuz buna müsaade etmiyor. Şirk’e giden bu yolculuk insanı…
Yaşadığımız hayatta başımıza gelenleri anlamlandıramamanın, o belirsizlik denizinde boğulmanın adıdır imtihan. Anlam kazanmış, kalbe dokunmuş ve kabullenilmiş bir imtihana ise arifler sabır derlermiş. Peki, biz bu hayatın tam olarak neresindeyiz? Her an bir imtihanın içinde olduğumuzu, her nefeste bir sırrın…
Kime, nereden geleceği bilinmeyen bir imtihanla karşı karşıyayız. Gerçeğin içinden ha deyip çıkamadığımız bir imtihan. Tamiri nasıl yapılır bilmiyoruz. Kuruntularımız bulunduğumuz yeri sürekli kontrol etmemize neden oluyor. Bir uyurgezer gibi yatağımızdan kalkarız; gözlerimiz açık olduğu halde nereye, ne için…
. Bir insan diğerine karşılık beklemeden, amaçsız iyilikte bulunabilir mi?. Modern insana ( Müslüman ‘a) göre bu mümkün değildir. Zira modern zaman ve içine saplanmış insan bunu idrak edemez. Gemisini kurtaranın kaptan olduğu ve kendi yükselmesini digerinin düşmesine bağlayan, kendi…
İkilem; Nerede doğar? Hangi kaderi yaşarız? Sonunda nereye bağlanır? Günün sonunda, korkularımız ve endişelerimiz ruhun sınav alanlarını ortaya çıkarır. Haz peşinde koşarken Allah’ın bizler için başlattığı farklı imtihanlarla karşılaşırız. Acaba kazandığını zannederken her ikisini de kaybetmek… Bu duygu insanı farklı…